Sitemizde mide rahatsızlıklarından olan reflü hastalığı ile alakalı aradığınız TÜM bilgilere ulaşabileceksiniz.Sitemiz üzerinde uzmanlarımıza sorunlarınız hakkında soru sorup cevap alabilecek ,diğer üyelerimizin sorularını görüntüleyip sizinkilerle karşılaştırabileceksiniz.Sitemizin kuruluş amacı siz değerli üyelerimize DOĞRU kaynaktan bilgi vermek, sorularınıza uzmanlarımızdan DOĞRU bilgileri alabilmenizi sağlamaktır.İlk aşamada Reflü nedir?, Reflü tanısı hangi yollarla konur ve Reflü tedavisi hangi yöntemlerle yapılır yazıları ile giriş yapalım.

Reflü’nün tam tanımı aşağıdaki gibidir. Gastroözofageal reflü hastalığı mide içindeki sıvının yemek borusu (özafagus) içine geri kaçmasıdır. Bu geriye kaçan sıvı hastaların bir kısmında yemek borusuna zarar verebilmektedir.

Yazının Devamı...

Geriye kaçan sıvı içine mide asidi ve protein sindirilmesinde kullanılan pepsin enzimi bulunmaktadır. Bu sıvıdaki en zararlı madde asittir. Normalde sindirim sistemimizdeki içeriğin hareketi ağızdan yutma borusuna, yutma borusundan mideye, ordan da onikiparmak bağırsağına doğrudur.

Bunun tersine, mideden yutma borusuna ya da onikiparmak barğırsağından mideye doğru bir içerik kaçması olmaması lazımdır. Onikiparmak bağırsağından mideye doğru bir kaçak olması durumunda bir tip gastrit oluşabilir ve buna tıpta “alkalen reflü gastrit” hastalığı denilmektedir. Burada oluşan gastritin nedeni pankreas sıvısı ve safra içeren alkali özellikteki onikiparmak bağırsağı içeriğinin mide yüzeyinde oluşturduğu hasardır. Bu durum çok ciddi problemlere yol açmaz ve nadiren ilaçla tedavisi gerekir. Mide içeriğinin yukarı, yutma borusunun içine doğru kaçması ise son derece ciddi sıkıntılara yol açabilmektedir. Sonuç olarak halk arasında reflü hastalığı dendiği zaman anlaşılan; genellikle asit olan mide içeriğinin fazla miktarda yutma borusunun içine ve ağız/genize doğru geri kaçmasının sonucunda ortaya çıkan bir dizi şikayetlerdir. Bu kaçak belli bir sürenin ve miktarın üstünde olunca ciddi problemlere yol açar ve bu önemli bir sağlık sorunudur.

Mideden yukarı yutma borusu içine kaçan içerik sadece asit özelliğinden değil kimi zaman da onikiparmak bağırsağı kapsamını da içerebildiğinden yutma borusunda hasara yol açabilmektedir. Normalde onikiparmak bağırsağı safra ve pankreas sıvılarını da içeren bir kısımdır ve buradan mideye bir kaçmanın da söz konusu olduğu bir hastada ; mideden yutma borusuna doğru da kaçma varsa bu durumda hem asit ve hem de safra tuzları yutma borusunda hasara birlikte yol açabilirler.

Reflü tanısı aşağıdaki yöntemlerle konulur;

1- Endoskopi ile

Üst endoskopi reflü tanısında sık kullanılan bir tanı yöntemidir. Bu yöntemde hastaya ince bir boru yutturularak optik bir sistemle yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı incelenmektedir. Endoskopik görünümde özofajit halinin ilerleyerek darlığa ve ülserlere neden olduğu görülmektedir. Reflü semptomları olan hastaların çoğunda yemek borusu normal görüldüğünden endoskopi reflü tanısından çoğu hastada yardımcı olmaz.

Fakat bazı hastalarda yemek borusundan inflamasyon (özofajit, erozyon veya ülser) görülebilir. Bu hastalarda reflü tanısı konulabilir. Endoskopi ile reflü bağlı gelişen komplikasyonlar da görülebilir (ülser, darlık, Barrett özofagus). Ayrıca endoskopi ile şüpheli görülen yerlerden inceleme için parça alınabilir.

2- Ayırıcı Tanı

Reflü hastalığı gastrit, ülser, safra kesesi hastalıkları, farenjit, sinüzit, astım, alerji, akciğer hastalıkları ve kalp hastalıkları ile kolayca karışabilir. Bazen de astımı, akciğer hastalığı veya farenjiti olan kişinin hastalığını tetikleyebilir veya tedavisini zorlaştırabilir. Kesin tanının konması bu nedenle ilgili merkezler dışında zor olabilir. Halbuki, kronik bir hastalık olan reflüde kesin tanı çok önemlidir. O nedenle “GERÇEKTEN REFLÜ HASTALIĞINIZ VAR MI?” sorusu başlangıç için iyi bir noktadır. Özellikle kronik reflü hastalığı olup da, ömür boyu diyet / ilaç ile ameliyat arasında karar vermek durumunda kalmadan önce mutlaka pH metre tetkikini yaptırmak ve yakınmaların reflüden kaynaklandığından emin olmak gerekir.

3- Gastroskopi ile

Ağızdan itibaren, yutak, yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının direkt göz ile tetkik edildiği tanı yöntemidir. İşlem sırasında hafif bir anestezi biçimi olan sedasyon uygulandığından hasta için son derece kolay ve rahattır. Gastroskopi tetkiki için sadece aç karnına hastaneye gelmek yeterlidir. Yaklaşık 10 dakika süren bu tetkiki takiben kişi evine veya işine dönebilir. Sindirim sistemi içindeki ülser, gastrit, iyi ve kötü huylu tümörler ile diğer hastalıkları görme ve biopsi alma şansı vardır.

Reflü hastalarına birkaç nedenle gastroskopi yapılır: Yemek borusu alt ucundan parça alıp aside bağlı kronik tahriş (Barret özofagus) olup olmadığını anlamak, reflüye bağlı sindirim sisteminde başka yerlerde tahriş olup olmadığını görmek ve diğer hastalıklardan ayırt etmek. Bu nedenler arasında yemek borusu alt uçtaki Barret zaman içinde kansere dönüşme tehlikesi taşıdığından, kronik reflü hastalığı olan kişilerde, bir yaştan sonra her yıl tekrarlanmalıdır.

4- pH Ölçümü yaparak

pH ölçümü, reflünün kesin tanısı için bilinen en güvenilir yöntemdir. Bu tetkik ile gün boyunca, mideden yemek borusuna kaçan asit ölçülür. Tetkik sırasında hastanede kalmanız gerekmez, işinize gidebilir veya evinizde normal bir gün geçirebilirsiniz. 24saat pH ölçümü reflü olduğu düşünülen herkese kolayca ve güvenle uygulanabilir. Kateter takılırken de çıkartılırken de ağrı veya sızı duymazsınız. Bu yöntem sayesinde yıllardır sebebi anlaşılamamış çeşitli şikayetlerin kesin tanısı artık mümkündür. 

Özellikle mide yanması olan fakat ilaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda, gastroskopide reflüye ait bulgu saptanamayan hastalarda, göğüs ağrısı, öksürük, boğazda takılma hissi, yutma güçlüğü, astım gibi atipik reflü yakınmaları olan hastalarda pH ölçümü yapılmalıdır.

Ölçüm öncesi nelere dikkat edilmeli?

Bazı ilaçlar 24saat pH ölçüm sonuçlarını değiştirebilir. Bu nedenle kullandığınız ilaçları, geçirmiş olduğunuz rahatsızlıkları, kronik hastalıklarınızı ve varsa gebelik durumunu mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz. Özellikle mide ilaçları tetkik öncesinde veya sırasında kullanılmamalıdır.

En az bir hafta önce kesilmesi gereken ilaçlar

- Proton pompa inhibitörleri : Lansor, Pantpas, Nexium vb.

- H2 reseptör blokerleri : Famodin, Zantac vb.

Tetkik günü alınmaması gereken ilaçlar

- Antasidler : Talcid, Rennie, Gaviscon, Alka-Seltzer vs.

- Kalsiyum kanal blokerleri : Adalat, İsoptin, vs.

- Nitratlar : İsordil, vs.

24saat pH incelemesi nasıl yapılır?

Oturur pozisyonda buruna anestezik sprey uygulanır. Yaklaşık 2 mm’lik bir kateter burundan yemek borusuna yerleştirilir. Kateterin dışarıdaki ucu mobil pH-metre cihazına bağlanır. Cihaz üzerindeki düğmeler sayesinde şu bilgileri kaydeder:

- Yeme-içme zamanları

- Yatma-uzanma zamanları

- İlaç kullanımı

- Şikayetleriniz

Cihazla ilgili nelere dikkat etmeliyim?

Cihaz üzerinde bilgi girmeye yarayan 4 adet düğme bulunur.

- Yatma-uzanma düğmesi : Uzanma, uyuma, kestirme, uzun oturma gibi pozisyon değişikliklerinde bu düğmeye basarak işlemi başlatmak, tekrar dik pozisyona gelindiğinde ise aynı düğmeye basarak cihazı uyarmak gerekir.

- Yeme-içme düğmesi : Yemek veya içme öncesi düğmeye basarak cihaza bilgi girmek, yeme içme eylemi bittiğinde de aynı düğmeye basarak işlemi sonlandırmak gerekir.

- Şikayet düğmesi : Doktorunuza başvuru şikayetiniz ne ise, bu şikayet oluştuğunda basmanız gerekir. Her şikayet oluştuğunda düğmeyi kullanmanız gerekir. Şikayet esnasında bir kere basmanız yeterlidir.

- İlaç düğmesi : Bir ilaç aldığınızda basmanız gereken düğmedir.

pH metre takılı olduğu sürece neler yapmalıyım?

- Aktivite : Normal günlük yaşantınıza devam edin. Birçok kişi aktivitelerini kısıtlamak, gününü daha çok istirahat ederek geçirmek ister fakat bu tamamen yanlıştır. Çünkü önemli olan inceleme boyunca, her zaman ki gibi sıradan bir gün geçirmenizdir.

- Yeme-İçme : Günlük yeme ve içme alışkanlıklarınızı devam ettirmeniz gerekir. Özel bir diyet yada kısıtlama Ph ölçüm sonuçlarını etkileyecektir. Sizin şikayetlerinizi ortaya çıkaran yada arttıran yiyecek ve içecekleri özellikle yemelisiniz. Dilediğiniz kadar su içebilirsiniz.

- Yatma : Günü kesinlikle yatarak geçirmeyin. Günlük aktivitelerinizden ödün vermeden her akşam kaçta yatıyorsanız yine öyle davranın.

- İlaçlar : Hangi ilaçları kesmeniz, hangi ilaçlara devam etmeniz gerektiğini doktorunuzdan özellikle öğrenin.

24saat pH ölçümü nasıl sonlanacak?

pH-metre kateterinin takılmasından 24 saat sonra bazen 48 saatlik incelemeler gerekebilir, mobil pH metre hastanedeki cihaza bağlanıp 24 saatlik veriler aktarılacak ve ardından kateter burnunuzdan çıkarılacak. Kendisine aktarılan verileri değerlendiren cihaz reflünüz olup olmadığını, eğer varsa bunun gece veya gündüz reflüsü mü olduğunu rapor eder. Ayrıca hastanın mobil cihaza girdiği bilgiler sayesinde reflü yakınmalarını tetikleyen yiyecek ve içecekeler hakkında da bilgi sahibi oluruz. Cihazı taşırken çarpma ve düşmelerden korumak ve kuru kalmasına özen göstermek gerekir.

5- Manometre ile

Manometre, yemek borusu içindeki ve alt ucundaki kapakçıktaki basıncı ölçmeye yarayan bir tıbbi cihazdır. Yemek borusu alt ucundaki kapakçık sisteminin basıncını görüp, doğru çalışıp çalışmadığını anlamak mümkündür. Ayrıca yemek borusunun içindeki basıncı ölçerek, yemek borusunun içindeki gıdaları aşağı doğru pompalama işlevini ne kadar yerine getirdiğini görme şansı vardır. Manometre tetkiki, reflü hastaları için hem ayırıcı tanı da hem de ameliyat öncesi hazırlık aşamasında kullanılır.

6- Yemek Borusu Filmi

Yemek borusunun baryum grafisi (yemek borusu filmi); yutma güçlüğü veya besinlerin boğazda yarattığı tıkanma hissini araştırmak için yapılır. Özofagusta daralma, ülserler, mide fıtığı gibi bozuklukların veya özofagustan besin geçişi sırasında oluşan hareket sorunlarını ortaya çıkartır. Reflüyü diğer yemek borusu hastalıklarından ayırmak, ameliyat hazırlığı veya ameliyat sonrası yutma fonksiyonu kontrolü maksadıyla kullanılabilir.

• Baryum grafisi röntgen bölümünde çekilir. En az 6 saat öncesinden itibaren hiçbir şey yiyip içmemeniz istenecektir.

• Bir röntgen makinesinin önünde ayakta durmanız ve bir miktar baryum içeren özel beyaz bir sıvı içmeniz istenecektir. Bu madde yemek borusunu görünür hale getirecektir. Yemeniz için bir parça ekmek yada şekerleme verilebilir. Bu özofagustaki kas hareketlerinin görülmesine olanak verir.

• Yutkunma sırasında oluşan özofagus hareketlerinin seri olarak filmleri çekilir.

• Testten sonraki birkaç gün tebeşir rengi dışkı çıkartabilirsiniz. Bu zararsızdır ve içilen baryumdan kaynaklanır.

• İşlemden sonraki 2-3 gün içinde kabızlık olmaması için mümkün olduğu kadar çok sıvı almalısınız.

Reflü’nün tedavisi birçok yöntemle yapılmaktadır,aşağıda bu yöntemlerin hepsi yer almaktadır.

Yaşam alışkanlıklarında değişiklik yaparak

- Kişi kilo almamalıdır.

- Kötü beslenilmemelidir.

- Gazlı içecekler içilmemelidir.

- Kahve ve sigara tüketimi azaltılmalıdır.

İlaç tedavisi ile

Reflü hastalarının büyük bir çoğunluğunda ilaçla tedavi yeterli olmaktadır. Bunlar aşağıdaki işlevlere yöneliktir:

- Asiti nötralize eden ilaçlar

- Asit oluşumunu ya da salgılanmasını önleyen ilaçlar

- Midenin boşalımını hızlandıran ilaçlar

- Midede köpüklü tabaka oluşturan ilaçlar

Cerrahi tedavi ile

Yaşam tarzı değişikliği ve ilaçların etkisinin yetersiz olduğu ya da yaşam boyu ilaç kullanımının istenmediği durumlarda ameliyat etkin bir çözümdür. Başarı oranı % 90’ların üzerindedir. Ameliyat; laparoskopik olarak gerçekleştirilmektedir. Karın duvarından karın içine 5 adet, 5–10 mm arası kanül indirilerek uygulanmaktadır. Midenin üst bölümü, mide ile yemek borusu arasında adalenin zayıf olduğu bölge etrafında çevrilerek güçlendirilmekte ve diyaframdan yemek borusunun geçtiği açıklık dikiş ile daraltılmaktadır.

Ameliyat yaklaşık 1–1,5 saat sürmektedir. Hastanede 1 gün yatmak yeterlidir. Hastaların çoğu 4–5 gün sonra normal yaşama dönebilmektedir. Reflü yakınmaları ve buna bağlı komplikasyonları etkin bir şekilde önleyen, bozuk mekanizmanın düzeltilmesine yönelik bir tedavidir. Laparoskopik cerrahinin yaygınlaşması ile daha geniş bir hasta grubu, bu yöntemle tedavi edilmeye başlanmıştır.

Reflüde cerrahi tedavi ne zaman uygulanmalıdır?

- Tıbbi tedavinin başarılı olmadığı, agır özafajitli, 4 santimden büyük mide fıtığı olanlarda

- Uzun dönem ya da yaşam boyu ilaç kullanmak istemeyen genç hastalarda

- İlaç tedavisinden sonra da hastanın yakınmaları devam ediyorsa

- Tedavilere rağmen, kronik öksürük, ses kısıklığı, astım ve kronik boğaz ağrısı şikayetleri geçmeyen hastalarda

- Yemek borusunda hücresel değişime varan tahrişler görülmekte ise (Barrett Ösofagus)

Yaşam tarzı değişikliklerinin yaratacağı endişeler, ilaç tedavisinin süresi ve maliyeti göz önüne alınarak cerrahi tedavi düşünülmelidir.

Laparoskopik tedavi ile

Laparoskopik Nissen ameliyatı ilk kez 1990 lı yılların başında Dr.Dallemagne tarafından uygulanmıştır.Çok uzun süredir reflü sağaltımında uygulanan Nissen ameliyatının teknik olarak aynısı olmakla birlikte laparoskopik olarak yapılması hastaya büyük kazanımlar getirmiş , ameliyat sonrası iyileşme süresini çok kısaltmış , ağrıyı çok azaltmış ve işe ve olağan yaşama dönüşü hızlandırmıştır.

Uzun dönemde açık ameliyata göre; deneyimli bir ekip yaptığı sürece, sonuçların daha da iyi olması laparoskopik Nissen tekniğini kronik reflü sağaltımında “ altın standart “ haline getirmiştir.

Laparoskopik ameliyat karından yapılan ancak karın kesilmeden, 0.5 ve 1 sm lik küçük noktalardan girilerek yapılan bir tekniktir. 5 yada 4 adet port (giriş deliği) kullanılarak bu ameliyat için özel üretilmiş cerrahi aletler ile ugulanır. Eğer mide fıtığı (hiatus fıtığı ) var ise öncelikle fıtık onarımı yapılır.

Sonrasında ameliyat öncesi yapılan incelemeler ışığında hastaya özel bir anti reflü düzenek oluşturulur.Fundoplikasyon işlemi olarak adlandırılan bu aşamada çoğu kez 360 , nadiren 270 derecelik bir kapak düzeneği oluşturulur.Böylece yemek borusunun ileri doğru olan dalga hareketi ile gıdalar mide içine itilir ancak geri kaçış engellenir.

Laparoskopik reflü ameliyatlarında ortalama süre 35-40 dakikadır.Sonrasında hasta uyandırılır ve yaklaşık 30 dk. İçinde odasına alınır. 6 saat sonra odasında yürütülür ve geceyi hastanede geçirir.1. gün sabah hafif bir kahvaltı sonrasında evine gidebilir durumdadır.

Evine gittiğinde yürüyebilir ve kendi işini yapabilir halde olan hasta 1 hafta boyunca sıvı ve yumuşak gıda tüketir. 7. günde olağan görüşme yapılır ve yara pansumanları açılır.sonrasında diyet biraz daha açılır ve 2. hafta sonunda iyi çiğnemek ve yavaş yemek dışında bir kısıtlama kalmaz.

Avrupa Laparoskopik Cerrahi Derneği (EAES), Laparoskopik Nissen ameliyatında başarıyı 2 koşula bağlamaktadır Bunlardan birincisi ameliyat öncesi değerlendirmelerle uygun hastanın seçilmesi, ikincisi ise cerrahın ve ekibinin bu konuda ki deneyimidir.

Laparoskopik metodun avantajları nelerdir?

- Ameliyat sonrası ağrı daha azdır.

- Hastanede yatış süresi daha kısadır.

- İşe daha çabuk geri dönülebilmektedir.

- Kozmetik yönden daha iyi sonuç vermektedir.

Endoskopik tedavi ile

Mideden yemek borusuna doğru ters yönde içerik geçişini önleyen mekanizmanın ağızdan endoskop ile girilerek onarılmasıdır. Esophix denilen bu yöntem ile başarı oranı, % 80 civarındadır.

Genel anestezi altında yapılan bu uygulamada, hastanın hastanede yatması gerekmez. Ancak yeni bir yöntem olduğu için uzun dönemde sonuçları henüz belli değildir.

Endoskopik metodun avantajları nelerdir

- Ameliyat sonrası daha az ağrı olmaktadır.

- Vücutta daha az kesik ile operasyon gerçekleştirilmektedir.

- Hastanede yatış süresi daha kısadır.

- İşe daha çabuk geri dönülebilmektedir.

Gelişebilecek komplikasyonlar nelerdir?

- Anesteziye bağlı sorunlar

- Kanama

-Yemek borusu, mide, dalak ve diğer iç organlarda yaralanmalar

- Yarada karın içinde veya kanda enfeksiyon görülmesi

- Bağırsak düğümlenmesi

Reflü ameliyatının olası yan etkileri nelerdir?

- Geniş serilerde, laparoskopik mide fıtığı veya reflü ameliyatı sonrasında, hastaların büyük bölümünün yakınmalarının kaybolduğu görülmektedir.

- Bazı hastalarda geçici olarak yutma güçlüğü sorunu olabilir, bu durum sıklıkla bir ile üç ay arasında kaybolur. Bu hastaların bazılarında endoskop yardımı ile yemek borusunu genişletmek (özofagus dilatasyonu) ve çok ender olarakta tekrar ameliyat gerekebilir.

- Bazı hastalarda geğirme ve kusma yeteneği kısıtlanabilir (gas bloat syndrome), bu durum zamanla düzelir. Bu durum % 2-5 oranında görülür ve sıklıkla 2-4 hafta içinde düzelir. Midenin yemek borusu etrafına çok sıkı bir şekilde sarılması durumunda olabilir.

- Bazı hastalarda katı gıda alımı sonrasında kramp tarzında ağrılar oluşabilir, bu nedenle ameliyat sonrasında sıklıkla birkaç hafta için sıvı diyet tercih edilir.

- Ameliyat sonrasında bağırsak hareketlerinde yavaşlama olabilir ve bu da aşırı gaz birikmesi, geğirme ve şişkinlik hissi oluşturur ve genellikle birkaç hafta içinde düzelir. Bu tür durumlarda, mide boşalmasını hızlandıran (prokinetik) ilaçlar kullanılır. Aylar içinde bu belirtilerin devam etmesi ve özellikle kusma komplikasyonun sebat etmesi ameliyat ile düzeltme gerektirebilir.